17 Temmuz 2011 Pazar

Siz Bizi Anlamasanız da Ne Çıkar ???

 ......
Bir oyun başka olamaz oyundan gibi
Bir söz başka olamaz sözden gibi
Bir şey başka olamaz bir şeyden gibi
Tam öyle gibi, varıyor gibi bir mutluluğa
Ne gelir elimizden insan olmaktan başka
Ne gelir elimizden insan olmaktan başka
Ne çıkar siz bizi anlamasanız da
Evet, siz bizi anlamasanız da ne çıkar
Eh, yani ne çıkar siz bizi anlamasanız da
......
Edip Cansever

14 Temmuz 2011 Perşembe

Kardelen stajerlerim vardı benim :))

Stajerlerin son günüydü bugün iş yerinde. Henüz lise yıllarında olan 3 tane stajerimiz vardı. Gençliğin vermiş olduğu o tadına doyum olmaz bir heyecana sahiptiler. Bir yandan ürkek bir yandan da çok cesurdular. Kendi staj günlerimi de hatırlatmadılar değil hani. O zaman bana nasıl davranmalarını beklediysem onlara da öyle davranmaya çalıştım elimden geldiğince. Okulda ellerinden düşmeyen tornavidayı burda ellerine almalarını söylediğimde titremeye başlamıştı o eller. Ben staj yaparken ne kadar oturduysam bunlara o oranda iş yaptırdım ve titremiyordu artık o eller staja ilk başladıkları zamanki gibi...Öğrenmeleri için hep sorular sordum. Yaptıkları işi niye yaptıklarının farkında olmalarını istedim. Kavramlar kullanarak yaptıkları açıklamaları ezbere yapmamalarını istedim. Kullandıkları kavramların ne olduklarını bilmelerini istedim. Her verdikleri cevap "Neden" le başlayan bir başka soruyu getirdi devamında. Sonra akıllandılar tabi onlar soru yağmuruna tutmaya çalıştılar beni :)) Hatta dün öğleden sonra sınav bile yaptım onları. Sorduğum son soru ise iş yerinin telefon numarasıydı :)) Hepsi şaşırmıştı o soruyu görünce. Bu sabah ilk olarak sınavlarını okuyup okumadığımı sordular. Sınav sonuçları hepsinin yüzünü güldürmüştü. Yaptıkları işte başarıya ulaşmanın hazzını yaşamışlardı o an. Biri dayanamadı ve o son soruyu neden sorduğumu öğrenmek istedi. Belki ilerde ararsınız bizi diye cevap verdim. Onların hayatında nasıl bir yer edindiğimizi, onlara birşeyler katmış olduğumuzu, birşeyler öğretebilmiş olduğumuzu ve bize ne kadar değer verdiklerini verdiğim cevap sonrası gözlerinde oluşan iki damla yaşı görünce anladım. O an mutlu hissettim kendimi. Bu hayatta iyi bişey yapmış olmanın tadını ilk defa bu denli yoğun bir şekilde hissettim. Öğretmenliğe kutsal meslek denmesini de o an anladım. Belki bunlardan çok daha iyi stajerlerim olacak ilerde ama ben bu ilk stajerlerimi hiç unutmayacağım.


11 Temmuz 2011 Pazartesi

Gece...


Gece... şu sıralar tek arkadaşım belki de...
Ümitsiz olduğum zamanlarda olduğu gibi yine
Umut en büyük kötülüktür; işkenceyi uzatır demiş Nietzsche.
Ne güzel demiş diyor
Penceremden görünen tek yıldızın da gökyüzünden kaydığı gece...
İnatla tek arkadaşımı da elimden almaya devam ediyor güneş her sabah
Bense arkadaşıma kavuşma işkencesi altında işe gidiyor, maskemi takıyor, Beni görenlere yaşama sevinci katıyorum.Kah güldürüyor kah düşündürüyor Tek başıma kalınca da sahneden kahkalar ve alkışlar arasında uğurlanan Palyaço misali maskemden arınırken iki damla da yaş siliyorum gözümden.
Bir tek gece anlıyor beni nedense bir tek gece...
Şu sıralar tek arkadaşım belki de...

7 Temmuz 2011 Perşembe

...Hayata Dair... -vol.2-


Yalnızım bugünlerde.Kendimle geçiriyorum vaktimin çoğunu.
Tek başıma yemek yiyor, tek başıma televizyon seyrediyor, tek başıma uyuyorum.
Haa bir de puzzle aldım; tek başıma yapıyorum.
Bitirdiğim vakit çerçeveletip asmayı düşünüyorum odamın duvarına.
Güzel bir manzara resmi.
Ağaçlar arasında görünen nehrin ufkunda batan güneşten arta kalan ışın demetleri var resimde.
Güzel olacağını düşünüyorum. Düşünmekten de ziyade istiyorum aslında.
Hayat denilen şey de puzzle gibi sanki.
Önce kenarlarından yapmaya başlanır ya hani puzzle;
Hayata da bir köşesinden tutunmaya çalışıyorum...

5 Temmuz 2011 Salı

LİSE YILLARI...ne güzelmiş oysa ki...

Odamı düzenledim bugün. gereksiz bir sürü şey çıktı. çöpe attım hepsini. beni eskiye götüren birkaç da anı geçti elime. lise yıllarından kalma yıllığımı buldum mesela. yıllık dediysem bizimki cd şeklindeydi malum kitap pahalı oluyordu biz de cd yaptırmıştık. izledim neler yazmışız acaba diye. hepimiz ayrı ayrı şarkı seçmiştik hatırladım kim hangi şarkıyı seçtiyse onun ismine tıkladığımızda o şarkı çalıyordu. haluk levent'in "dostum" parçasını seçmiştim ben. dost edindiklerime ithaf olsun diye. onları hiç unutmayayım diye. unutmadım da zira. neredeyse bir çok kişiye yazı yazmışım sağolsun birçoğu da bana yazmış. kiminde güldüm kiminde hüzünlendim okurken bir yandan da taa o zamanlara gittim. Özlediğimi anladım o günleri. Telefonumu elime aldım kaç kişi var diye rehberde. baktım 6 kişi varmış o günlerden. az mıydı bu sayı çok muydu bilemedim. çok da ilgilenmedim zaten çünkü hergün okula giderken çıktığım yokuşu çıkıyordum o an. sırada beklerken önümdeki kızın saçıyla oynuyordum. merdivenlerden çıkarken de çantasıyla :) evet biraz muziptim gerçi herkes severdi o halimi yakışırdı bana vesselam :) sonra sınıfın tozlu kokusunu içime çektim oturduğum sandalyemde. sırama oturdum. kardeşim bellediğim dostum geldi peşimsıra oturdu o da yanıma. onun yazısını açtım hemen ne yazmış acaba bana diye. ne yazacak akşam görüşelim kardeş yazmış :)) güldüm bir yandan da gözlerimde peyda olan iki damla yaşı silerken. önde otururduk biz hemen öğretmen masasının önünde. çalışkan olduğumuzdan değil hocayı oyalamak için elimizden geleni yapardık bir de sınavlarda çok daha kolay kopya çekiliyordu önde :))zil çaldı . bethoven in parçası değildi başka bişeydi. okul ziliydi sonuçta :) bir başka dost bildiğim kişinin yazısını okudum. hiç ayrılmayacağız falan yazmış. ben kendimi sana unutturmam ki zaten demiş. iyi ki de demiş... bir kaç damla daha sildim gözümden haluk levent burda herşey sahte dostum derken...

4 Temmuz 2011 Pazartesi

...cacık...

Sözüm meclisten dışarı dostlar
Bugünlerde kendimi hıyar gibi hissediyorum
Hani dilim dilim doğrasalar beni
Marmara Ege Karadeniz ve hatta Akdeniz cacık olur diyorum

Derdim öylesine büyük ki dostlar
Kırka yarıp yine kırka bölseler
Ve kırk bostana gübre diye serpseler
Kırkbin tane ot biter de kırkbin derde deva olur diyorum

Ne oldu bana böyle durup dururken
Oğlan aldı başını gitti kız zaten lafımı dinlemezdi
Düğmem kopuk paçam sökük oramda buramda çengelli iğneler
Bir de çengelli iğne nazar bozar derler

Hanımın çorabı kaçık başında bigudiler
Karabaş bile, karabaş bile suratıma bakıp bakıp havlıyor
Öğünmek gibi olmasın ama dostlar
Kendimi hıyar gibi hissediyorum

Hani ince kıyım doğrasalar beni Akdeniz cacık olur diyorum
Ve hatta Atlas okyanusu ve hatta Hint okyanusu
Ve hatta hatta Büyük okyanus bile cacık olur diyorum
Böyle cacığa rakı mı dayanır

Çivi çiviyi söker derler soğuktan donanı buzla ovarlar
Ben zaten yanmışım dostlar peki beni fırına mı koysalar
Zeytin suyuna kuru ekmek böyle gelmiş böyle gidecek

Barış Manço

2 Temmuz 2011 Cumartesi

...kaybetmek...


Kaybediyorum cümlelerimi
Cümlelerimde kurduğum hayalleri
Hayallerimde kurduğum cümleleri
Kaybediyorum.

Dilimin ucuna gelen gerçekleri
Söyleyemeden yutkunduklarımı
Acı çekmek pahasına sustuklarımı
Kaybediyorum.

Kaybediyorum bugünümü ve yarınımı
Beni ben yapan tüm iyi anılarımı
Beni benden alan dostluklarımı
Kaybediyorum.

Yalan sandığına kilitlediğim gerçekleri
Ruhunu şeytana satmış naçar bedenimi
Bataklığa saplanmış yüreğimdeki o sevgiyi
Kaybediyorum...