30 Ocak 2012 Pazartesi

bir kıvılcım düşer önce...

2003 yılının haziran ayıydı. sanırım ilk haftanın cuması olsa gerek.kare kare gözlerimin önünde. karne almıştık o gün. lise 2 bitmiş son sınıfa geçmiştik. okulun bahçesinde arkadaşlarla belki de bir yaz dönemi görüşemeyecek olmanın verdiği duygu içerisinde birbirimizle konuşuyor şakalaşıyor tatil planlarından bahsediyorduk. belki de hocaların arkasından atıp tutuyorduk elimizdeki karnelere bakarak tam hatırlamıyorum. bir ara gözüm sana takıldı elinde bir düzine balon koşa koşa okuldan içeri girdin. çok geçmedi hemen geri çıktın okuldan.  içine su doldurduğun balonları çocukça bir neşe içerisinde özellikle kızları hedef alarak atmaya başladın. elinde bir tane balon kalana kadar attın hepsini. çil yavrusu gibi dağılmıştı bayrağın önünde sıraya durmuş kızlar. peşi sıra müdür yardımcısı çıktı okuldan. o dönemin son istiklal marşını okumak için gerisin geriye oluşturuldu sıralar. marş okundu herkes birbiriyle kucaklaştı evi aynı istikamette olanlar gruplar halinde ayrıldı okuldan. biz de yokuş aşağı salınarak herzamanki gibi parkın yolunu tuttuk. sen matematikçiye olur olmadık laflar ediyordun ben ise "ah şurdan türkçeci bir çıksa karşıma diye" söyleniyordum. oytun da bırakın olum böyle şeyleri hava güzel kızlar güzel hayat güzel edalarında gözleriyle etrafı kesiyordu. parkın yol ayrımına geldiğimizde sen dayanamadın ve elindeki son balonu tam ayaklarımın dibine atıverdin. yerde patlayan balon, suyun yerdeki toprakla birleşerek üzerime sıçramasına neden olmuştu. pantolonumun paçaları çamur olmuştu. sinirlenmiştim haliyle sana. iyi halt ettin der gibi bir bakış fırlattım. "ne olacak olum yıkanınca geçer" dedin. yediğin halt yetmiyormuş gibi bir de üste çıkmana iyice sinir olmuştum. park yerine eve doğru yöneldim. söylene söylene eve gittim.banyoda pantolonumun paçalarını sildim.hakikaten silince çıkmıştı. o an hak verdim sana ama hala kızgındım.gerçi sonra abarttığımın farkına da vardım hani. biraz zaman geçti üzerinden aldım elime telefonu mesaj kısmına girdim. "bir kıvılcım düşer önce büyür yavaş yavaş" dizelerini yazdım sonuna üç nokta koyarak. sen çok severdin "ayna" grubunu. onların dizeleriyle anlatmak istedim duygularımı ve gönderdim mesajı sana. hemen cevap attın "iki dakika beklesen ben sana atıyodum aynı mesajı" diye. sonuna "kalp kalbe bu kadar mı karşı olur be kardeş" diyerekten...

beni ardında bırakarak gittiğin gün öyle bir kıvılcım düşürdün ki yüreğime büyüyor günden güne... diyor ki herkes üzülme geçecek bu günler...biraz zaman sadece birazcık zaman... koskoca bir mevsimlik zaman geçti üzerinden. hani azalacaktı... hani ...

"bir kıvılcım düşer önce büyür yavaş yavaş
 bir bakarsın volkan olmuş yanmışsın arkadaş
 dolduramaz boşluğunu ne ana ne gardaş..."


2 yorum:

  1. bu şarkı, yılmaz güney'in arkadaş filminin şarkısıdır aslında, flmde de oynayan melike demirağ söylemiştir. anmış olalım gidenlerimizi..

    YanıtlaSil
  2. ayrı düşsek bile kopamadığımız gidenlerimizi analım...hislere tercüman olanlara minnet düyarak...

    YanıtlaSil